Radyasyon Onkolojisi Asistanlığı

Güncelleme tarihi: 24 Eyl

Radyasyon onkolojisi, kanser tanısı alan hastaların tedavi ve takibini yapan, tedavi uygulamalarına medikal onkoloji ve cerrahi branşlarla birlikte multidisipliner olarak yaklaşan, uygun hastalara radyoterapi uygulayan bir bölümdür. Günümüzde biliniyor ki kanser hastalarının yaklaşık %50’sine radyoterapi uygulanmaktadır. Ayrıca radyoterapi, küratif tedavilerin (hastalığı tamamen iyileştiren) yaklaşık %40’ını oluşturmaktadır.


Radyasyon onkoloğunun ne iş yaptığıyla ilgili birkaç cümle daha kurmak istiyorum çünkü ben de tıp mezunu olmama rağmen bu bolüme başlamadan önce bilgim yok denecek kadar azdı. Hatta tam olarak ne yaptığımızı birinci yılımda anlamaya başladım :D


İş akışımız şu şekilde gerçekleşiyor: Radyoterapi endikasyonu koyulan hastaların önce simülasyon tomografisi dediğimiz filmi çekiliyor. Daha sonra bu görüntü diğer diagnostik görüntülerle füzyon yapılıp radyoterapi uygulanacak bölge bilgisayar aracılığıyla belirleniyor. Doktor tarafından ilgili bölgeler belirlendikten sonra radyofizik uzmanları lezyonun ve yakınındaki sağlam dokuların radyoterapi dozu dağılımını yine bilgisayar aracılığıyla hesaplıyor. Hesaplamalar bittikten sonra doktor tarafından kontrol ediliyor ve onaylanıyor. Son olarak da hasta simülasyon tomografisinde olduğu gibi radyoterapi cihazında pozisyon alıp tedaviye giriyor.


Bu buz dağının görünmeyen kısmıydı, görünen kısmı ise bildiğiniz gibi poliklinik. Radyasyon onkolojisini kanserin dahiliyesi olarak düşünebilirsiniz. Burada tıbbi onkolojiyle karıştırmamak lazım. Tıbbi onkoloji sistemik tedaviler verir ve çoğu zaman metastatik hastalık için veya radyoterapinin etkisini artırmak için tedavi uygular. Radyasyon onkolojisi ise palyatif tedaviler sunsa da genelde küratif tedaviler içerir. Radyoterapi bazen tek başına, bazen cerrahiden önce, bazen de cerrahiden sonra uygulanan lokal bir tedavi şeklidir. Oldukça spesifik bir alan olduğu için de bırakın hastaları birçok meslektaşımız için dahi gizemli bir bölüm olarak kalmıştır.


Biraz da radyasyon onkolojisi asistanlığının şartlarından bahsedeyim. Ülkemizde şiddet ne yazık ki hayatın her alanında mevcut. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, hekime şiddet, psikolojik şiddet... Sokakta kendi halinizde yürürken bile nedenini anlamadan şiddete maruz kalabilirsiniz. Gördüğüm kadarıyla şiddeti önlemek için bir girişimde de bulunulmuyor. Ben de bu bölümü seçerken kanser gibi çok ciddi bir hastalıkla mücadele ederken aynı zamanda bu sosyal konularda da sıkıntı yaşar mıyım diye düşünmedim değil. Fakat 3 yıllık tecrübemde gördüm ki, hastanelerde sorun çıkaran, şiddete başvuran kişiler hastalığı şiddetli olan kişiler değil. Kendini herkesten öncelikli gören ama aslında öncelikli olmayanlar arasından çıkıyor bu müsveddeler. Doktor kalp krizi geçiren biriyle ilgilenirken boğazı ağrıyan hastaların acili birbirine kattığı düzinelerce örneğe rastladığımız güzelim ülkem... Gel gelelim radyasyon onkolojisinde 3 yıldır bir kez dahi bir kanser hastasından veya hasta yakınından sözel veya fiziksel saldırı görmedim. Bilmukabele sağlık çalışanı ekibimiz de hastalarla çok ilgili.


Tıp mezunu arkadaşlara kesinlikle tavsiye ettiğim radyasyon onkolojisinin bir diğer sevdiğim özelliği de onkolojik tedavilerin sürekli iyileşmesi ve gelişmesi. Kendini sürekli yenileyen bir bölüm olması da insanı heyecanlandırıyor ve bu gelişmelere katkı yapma isteği uyandırıyor. Tıbbı bitirdiğimde akademisyen olmakla uzaktan yakından alakası olmayan ben bile şimdi birçok akademik çalışmanın içindeyim ve keyif alarak yapıyorum.


Son olarak da biliyorsunuz ki birçok bölümde nöbet saatleri 36 saattir ve nöbet ertesi izin yoktur. Doktor camiası olarak bu durumun halen devam etmesine ses çıkaramamamıza ne kadar üzüldüğümü ve kızdığımı anlatamam. Bölüm seçimimdeki faktörlerden birisi de buydu. Ta internlük zamanımdan beri kendime şart koşmuştum, hava aydınlanmadan uyanacağım bir işte çalışmayacağım diye :D Bir kere geliyoruz bu dünyaya. Birilerinin çıkarları uğruna sömürülmek için dirsek çürütmedik.


Yaptığınız işi seviyorsanız çalışmak da yaşamak da çok kolay. Zaten yaşamayı da çok ciddiye almamak lazım bence, geçip gideceğiz sonuçta. Dünyaya bir dokunuş yapabilirsek daha ne olsun!

2.127 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör